top of page
  • Ünal GÜL

Kazalar Ülkesi

Sayın İsmet HERGÜNŞEN yazdı

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik göstergelerinden biri de kazaların nüfuslarına oranlarıdır.

Ölümlü, yaralanmalı ve hasarla sonuçlanmış olaylarda ülkemizin sicili oldukça kötü ve düşündürücüdür.


Maddi ve manevi kayıpların bazıları var ki, zihinsel karışıklığa neden olmakta, insanımızı ister istemez olumsuz düşünceye yönlendirmektedir.


Tahıl koridoru anlaşmasından çekilen Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olası Ankara ziyareti öncesinde Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında meydana gelen patlama sabotaj ihtimalini düşündürmedi değil.


Keza aynı saatlerde özel sektöre ait bir kimya tesisinde olan patlama olumsuz düşünceyi daha da kuvvetlendirdi.


Neyse ki, yetkililerin açıklamaları bir nebze de olsa endişeleri gidermiş oldu.


Önceki olayları genel olarak şöyle bir anımsamakta yarar var.


Yakın zamanda bir askeri tesisimizde art arda meydana gelen patlamalar.


Göçük ve grizu facialarının sonlandırılmasının bir türlü mümkün olmadığı maden kazaları.


Trafik kazaları kontrolsüz salgın seviyesinde.


İnşaat sahasındakiler dahil hemen hemen tüm sektörlerde meydana gelen sayısız kaza.


Olduğu yer itibariyle ana akım medyada yer alması zor gözüken deniz, göl ve ırmaklarda olan kazalara ne demeli?


Gemi ve teknelerin çatması, karaya oturması, yanması ve havaların ısınmasıyla birlikte pek çok boğulma olayı.


Giden canlar, sakat kalanlar ve kaybedilen milli servet.


Ama çoklu ama bireysel ölüm ve yaralanmalı kazalar insanımızı derin bir üzüntüye boğarken ilgililerin bilgisiz, bilgililerin ya ilgisizliği ya da çaresizliği gözler önünde.


Gelişmekte olan ülkeler içerisinde büyük emek ve çabalarla elde etmiş olduğu kazanımlarını, kolayca berhava eden başka bir ülke yoktur, herhalde.


Her olay ve kaza sonrasında benzer açıklamalar, eksik olmayansa timsah gözyaşları.


Gidenler gider, kalan sağlar bizimdir tarzında yapılan açıklamalar, neredeyse hayatını kaybedenler suçlanacak şekilde genelde aynı söylemlerle bitirilmekte.


Müessif kaza çok yönlü adli ve idari boyutlarla incelenecek.


İyi de sonuç?


Orası tam bir sır ya da sumen altında.


Bina yıkılır, o hızla fatura birkaç kişiye kesilir ve sonrasında serbest.


Trafik kazası olur, iki üç ay yatılır ve sonrasında beraat.


Madende patlama olur, üç beş ay bilemediniz yıl sonrasında tahliye.


Kamuoyunu tatmin etmeyen, uzayan, sonuçlanmayan ve zaman aşımına uğrayan davalar silsilesi.


Vicdanlar kanıyor mudur? Bilmem ama yapanın yanına kar kaldığı bir gerçek.


Ya çaresizlik içinde bulunan onca insanımız ne yapsın ki?


Sendikasız olmaları ve işlerinden olma korkusu, onları da mecbur eder üç maymun olmaya.


Öte yandan…


Nedenleri ortaya konulmuş, ders çıkartılmış ya da müesses nizam içerisinde düzeltici tedbirler alınmış mı?


Paydaşlarla paylaşılmış mı?


Ve de en önemlisi sorumluların durumu?


Liyakatli mi, işin ehli mi?


Göreve devam mı? Tamam mı?


Pek tabii ki, kaza ve olayların temelinde insan faktörü olsa da hatayı sadece kazayı yapanla sınırlı tutmak doğru bir yaklaşım değildir.


İnsan hatasını tetikleyen unsurların başında neden sonuç ilişkisini yeterli düzeyde analiz edemeyen eğitim ve öğretim sistemimiz ile çevresel ve durumsal faktörleri de göz ardı edemeyiz.


Çözüm mü!..


Ta ana okulundan başlayarak hizmet içi eğitimler dahil kağıt üzerinde kalmayacak şekilde iş güvenliği kurallarının tam olarak uygulanması ve denetlenmesidir.


Bir de kaza ve olay inceleme kurulu dosyalarının karartılmadan, hukuki işlemlerin başlatılması da çok önemlidir.


Bakış açımız mı?


Bir tarafta; Afyon’daki cephanenin patlaması sonrası bölgeye giden dönemin en üst düzeydeki askeri yetkilinin, Anadolu insanımızın göz nuru emeği kilimi Vali’den alması yetmezmiş gibi çekilen resimlerin kamuoyu ile paylaşılması.


Diğer tarafta, Osman Gazi Köprüsü’nün inşaatı aşamasında halatın kopmasından kendisini sorumlu tutan Japon Mühendis Ryoichi Kishi’nin intiharı.


Biz Müslümanız.


Japon mu?


Ya Şintoizm ya Budizm ya da bazı kesimlerin ifadesine göre gavur!..


Farkımız mı?


Onlar ilim irfan sahibi bizse ya takdir-i ilahi ya da idari zayiat tarafında.


Son sözse; Don Kişot yazarı, Miguel de Cervantes’ten…


“İnsan eğitimle doğmaz ama eğitimle yaşar.”

130 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page