top of page
  • Ünal GÜL

2023’te Nasıl Bir Dünya?

Sayın Cem GÜRDENİZ yazdı

Küresel sistemin ABD’nin jeopolitik ve ekonomi cephelerindeki gerilemesi sonucu Asya’dan Avrupa’ya; Afrika’dan Arktik Okyanusu’na uzanan fay hatları üzerinde parçalanmasına şahitlik ediyoruz. Küresel arz ve talep dengesinin Çin’in üretim gücünden kaynaklanan değişimin oluşturduğu konjonktürde yeni pazarlara/etki alanlarına erişim yarışı keskin rekabet ve düşmanlıklar dönemi yaşatıyor. Diğer bir deyişle 8 Ağustos 2008 tarihinde Rusya’nın Gürcistan’a silahlı müdahalesi ile başlayan düşük yoğunluklu 3. Dünya Savaşı devam ediyor. Jeopolitik ve ekonomik fay kırılmalarına Covid 19 pandemisi ve artçı şoklarını; iklim kaynaklı felaketleri; Ukrayna Savaşı sonrası yaşanan büyük enerji krizini ve tüm ülkelerde yükselişi devam eden enflasyon tehdidi ile küresel resesyonu ekleyebiliriz.


TEK KUTUPLULUKTAN ÇOK KUTUPLULUĞA


Okyanusla kıta arasındaki mücadelede kaçınılmaz büyük deprem beklenmekte. Ancak öncüler büyük depremden önce yaşanıyor. Tek kutuplu dünya çok kutuplu sisteme evrilirken, büyük depremin Avrupa öncüsü, Ukrayna’da yaşanıyor. Avrupa’daki savaşın birinci yılını doldurmasına az bir zaman kala Anglosakson liderliğindeki Atlantik cephe, Ukrayna Savaşını uzatmak için her türlü yolu deniyor. Ukrayna’nın gönüllü vekilliği, ABD’nin askeri, ekonomik ve medyatik gücü, AB’nin jeopolitik kararsızlığı ve sersemletilmiş iradesi; Rus ordusunun kararsız ve yetersiz harbe hazırlığı ile buluşunca savaşın uzaması kaçınılmaz oluyor. Artık ABD ile AB bütünlük içinde hareket ediyor. Bu durum ABD’nin jeopolitik çıkarlarına şimdilik büyük yarar sağlıyor.


KÜRESEL KUTUPLAŞMA BAŞLADI


ABD, Ukrayna savaşı üzerinden Avrasya’nın Atlantik ve Arktik okyanuslarına uzanan batı Avrupa Yarımadasını kendine bağlamıştır. Rusya’nın enerjisi Avrupa’dan kesilmiştir. Rusya’nın batıdan okyanusa erişimi tam kontrol altına alınmıştır. Çin’in Rusya ve Ukrayna üzerinden Avrupa’ya ulaşan tüm ulaşım hatları kesilmiştir. Pekin’in finans, ticaret ve üretim gücünü Avrupa’dan ayırmak için ortam şekillendirilmektedir. Ancak ABD ve Avrupa birbirine yaklaştıkça, dünyanın diğer bölgeleri de ABD ve Avrupa’dan o derece uzaklaşıyor. Kutuplaşma keskinleşiyor. Her iki grubun başta Anglosaksonlar olmak üzere Amerika, Afrika, Asya, Ortadoğu’da yüzyıllar süren sömürgecilikten emperyalizme ve vekalet savaşlarına uzanan kötü sicilini yeniden canlandırmakla kalmıyor, küresel güney yeni bir güç merkezi olarak Anglosakson dünyanın karşısına çıkıyor. Savaşın her gün uzaması, ABD’nin jeopolitik vizyonu olan bir bütün olarak Avrasya’nın parçalanmış olarak tutulmasına hizmet ettiği kadar, Avrupa ve ABD halklarının gözünde Rusya’nın şeytanlaştırılmasına da hizmet ediyor. Ancak bu şeytanlaştırmanın dozu o kadar yüksek ki, yarın jeopolitik iklim değişse, Avrupa ile Rusya başta enerji olmak üzere çıkar ortaklığında buluşma aşamasına yeniden gelse ekilen bu tohumlardan arınmak son derece zor olacak. Diğer bir deyişle Avrupa’nın Rusya ile barış içinde bir arada yaşama seçeneği onlarca yıl ötelenmiş oldu.


ABD’NİN GERİLEYEN DİNAMİKLERİ


ABD, 2022 ara seçimlerinde de görüldüğü üzere çok keskin bir kamplaşma içindedir. Soğuk savaşın bitmesinden sonra çok ciddi liderlik sorunlarıyla karşılaşmıştır. 6 Ocak Kongre Baskını ceza davası konusu olarak Amerikan kamuoyunu Trump yanlıları ve diğerleri arasında rövanşist ve zehirleyici bir konuma itmiştir. 2024 seçimleri bu nedenle çok zor geçecektir. Rusya düşmanlığı üzerinden kurgulanan Ukrayna politikasının aynı tempo ile sürmesi Kongredeki rekabetler ve bölünmeler nedeniyle beklenemez. Asıl enerjinin Çin için korunmasını savunan Cumhuriyetçiler ile Rusya düşmanlığına kitlenenler arasında yakında ciddi bir çekişme dönemi yaşanacağını düşünüyorum. Bu çerçevede ABD teoride pek çok plan, konsept ve doktrin geliştirse de bunların pratiğe dökülmesi ve somut başarılar elde edilmesinde zorlanacaktır. Bunda en büyük etken donanma gücünün sayısal olarak zayıflığı ve harbe hazırlık durumunun düşüklüğüdür. Diğer bir faktör de Amerikan ekonomisindeki borç stok büyüklüğü ile doların uluslararası ticaretteki belirleyici rolünün değişime uğramasıdır. Rusya’nın uğradığı yaptırımlar sonucu pek çok ülke dolardan uzaklaşmaktadır.


ABD’NİN RUSYA’YI PARÇALAMA HEDEFİ


Görünen o ki ABD, kendisi doğrudan bir savaşa taraf olmadan müttefiklerini ve vekillerini kullanarak Rusya’yı en büyük hedefleri olan parçalama sürecine sokana, ya da Rusya’da ABD/AB yanlısı tavizkar bir rejim değişikliğine kadar AB ve NATO’yu Rusya karşıtlığında birleştirmeye devam edecek. Avrupa’da Rusya’yı Kuzey Denizi, Baltık, Akdeniz ve Karadeniz’den uzaklaştıracak, denize çıkmasına mâni olacak ve çevreleyecek her türlü hamleyi yürütecek. Ukrayna Rusya Savaşı bitse bile ABD, Rusya’yı Arktik’te zorlamak ve Orta Asya’da Çin ile yakınlaşmasını ve stratejik konsolidasyonunu önlemek için yıpratmaya devam edecektir. Ancak Amerikalı stratejistler tarihten ders almasını bilmezler ve bilmediklerinden sürekli rota değiştirirler. Brzezinski bile Rusya’ya yaklaşım konusunda 12 yıl arayla birbirine zıt iki tezi savunmuştu. Şu ana kadar bu savaş Rusya’nın enerjisini alsa da bu savaşın ABD/AB lehine sonuçlanması Rusya’da rejim değişikliği olsa da mümkün değildir. Zira demografik zafiyet nedeniyle Rus devlet jeopolitiğinde NATO tarafından batıdan kuşatılmaya dur diyebilmek için günümüz koşullarından daha uygun bir koşul olmadığı biliniyor. Nüfusu hızla azalan Rusya, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliğine evet dediği andan itibaren kuşatılma sürecinde son safhaya geçilip, parçalanmanın başlayacağını biliyor. Bu durum Türkiye’nin güneyinde kukla Kürt devletine veya güneydoğu Anadolu’nun özerkliğine; ya da Kıbrıs’ta federal çözüme evet demekle eş değerdir.


ABD VE ÇİN’İN DÜŞMANLAŞMA SÜRECİ


ABD, Ukrayna’nın NATO üyeliği üzerinden Avrasya’nın doğudan kuşatılmasında büyük bir hamle yaptığına inanarak bu süreci aynen Irak’ın Kuveyt işgalini teşvik ettiği gibi başlattı. Ancak aradan geçen bir yıl içinde gördük ki, ABD ve AB, Çin ile büyük güçler mücadelesine ayırması gereken enerjiyi hızla tükettiler. Kendi vatandaşlarına ve AB vatandaşlarına Rusya karşıtlığı hapı ile yutturdukları acı reçeteyi daha sonra Çin için nasıl yutturacaklar, bunu bilemeyiz. Bugün başarılan büyük Rusya karşıtlığı ve düşmanlığı yarın Çin ile Tayvan, Güney Çin Denizi veya Senkaku Adaları üzerinden başlayacak büyük hesaplaşma gününde Çin düşmanlığına nasıl tahvil edilecek? Rusya ve Çin karşıtlığı aynı anda AB ve NATO’da satılabilir ancak dünya bu ikiliden ibaret değil. 2022 Ekim ayında BM’de Donbas ilhakları sonrası yapılan Rusya karşıtı kınama oylamasında Çin, Hindistan, İran, Güney Afrika Cumhuriyeti, Vietnam, Laos, Pakistan, Sri Lanka, Orta Asya Cumhuriyetleri, Afrika Devletlerinin üçte ikisi, Bolivya, Ukrayna lehinde oy kullanmadı. Bunca yoğun ve aşırı dozda Rus karşıtlığı propagandasına rağmen ABD yanında kemikleşmiş dostları olarak NATO, AB ve ASEAN’ı buldu. Asya ve Afrika’nın büyük çoğunluğu Rusya’nın karşısına çıkmadı. ABD, Rusya’yı kışkırtmaya, üzerine gitmeye devam ederek kısa dönemde başta enerji ve silah sanayi alanları olmak üzere ekonomik çıkarlar sağlıyor. Ancak Rusya ve Ukrayna arasındaki nefreti, intikam hislerini körükleyerek iki akraba Slav millet arasındaki savaşın kontrolünü de her geçen gün kaybediyor. ABD göz göre göre Zelensky üzerinden yıpratma savaşının içine çekiliyor. Bu durum ABD hegemonyasına direnen diğer güçlere ABD’nin kendi çıkarları için vekillerinin ucuz kanını kullanma ve kendi emperyal hedeflerini sağlamada ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha ortaya çıkarıyor. ABD ve AB, barışı değil, savaşın devamını isteyen güçler olarak öne çıkıyor, her geçen gün güvenilirlik ve kredi kaybediyorlar. Bu durum Vietnam savaşının devamını dileyen Amerikan Savunma Sanayi emrindeki Johnson ve Nixon yönetimlerinin durumunu yansıtıyor. Tek farkla dökülen kan bu kez Amerikan kanı değil.


UKRAYNA-RUSYA SAVAŞININ GELECEĞİ


Bu savaş, Avrupa Güvenlik mimarisinin geleceği açısından bir dönüm noktasıdır. Rusya ve gelecekte Çin düşmanlığına kilitlenmiş ABD emrindeki AB’nin bağımsız savunma ve güvenlik politikası artık mümkün olmayacaktır. 2023’te Ukrayna’nın, asla elde edemeyeceği jeopolitik hedeflere inandırılarak, ABD’nin gönüllü askeri olmaya devam edeceği, halen 18,000 civarında olan sivil kayıpların artacağı, başta Polonya olmak üzere AB ülkelerine göçün milyonlar seviyesinde devam edeceği ve mültecilerin geri dönmeyeceği beklenebilir. ABD Kongresinde Çin ile hesaplaşma stratejisine önem verenler ağır basana kadar bu savaş yıpratma savaşı olarak devam edecektir. Zayıflayan ve parçalanan Ukrayna, gelecekte ABD ve başta Almanya olmak üzere AB sermayesinin on yıllar sürecek bir sömürü tarlası olacak. Rusya’nın Eylül’de ilhak ettiği 4 bölgeden asla çıkmayacağı ve NATO ile arasına böylece kalıcı bir tampon bölge ekleyeceği beklenebilir.


ARKTİK’TE DEĞİŞECEK DENGELER


Ankara’nın onayı alındığı takdirde Finlandiya ve İsveç NATO üyesi olduktan kısa bir süre sonra her iki ülkenin Arktik Okyanusunu etki alanına alacak şekilde NATO üsleri adı altında Amerikan üslerine izin vereceğini ve bu üslerde ateş gücü yüksek, hava ve deniz kuvvet unsurlarının konuşlandırılacağını, önceden çok yoğun silah ve cephane yığınaklanması (Prepositioning) yapılacağını değerlendiriyorum. Bu gelişmeler paralelinde Rusya’nın Finlandiya sınırında yeni üsler, taktik ve stratejik füze bataryaları ile hava savunma sistemleri konuşlandırmak üzere yeni üsler kurması; Arktik Okyanusundaki Kuzey Deniz Rotasında özellikle Çin limanlarına erişecek deniz trafiğini geliştirmesi ve yoğunluğunu artırması beklenebilir.


AB VE KAÇINILMAZ GERİLEMESİ


AB, Ukrayna Savaşı üzerinden, ABD’nin 1945 sonrası yeni bir zihinsel ve kamusal işgali ile karşı karşıyadır. Önceden asla hayal etmedikleri bir hızla, refah gerilemesi ve karmaşa ortamı içine çekildiler. 2023 yılında tarihte örneği önceden yaşanmamış şekilde enerji kıtlığından kaynaklanan enflasyon ve ekonomik küçülme ile karşı karşıya kalacaklar. Bu olumsuz koşullara rağmen Avrupa Birliğinin ABD’nin ekonomik baskılarına ve oldubittileri ile Kuzey Afrika/Sahel ve Ortadoğu kaynaklı yasadışı ve düzensiz göçlere maruz kalacağı; Polonya, Romanya ve Baltık Cumhuriyetleri gibi ABD’nin kayıtsız şartsız vassalı olan devletler ile İtalya, Hollanda, Fransa, Macaristan gibi ABD ile ilişkilerde oynak politika izleyen devletler arasında eşgüdüm ve uzlaşma eksikliğinin artacağı; AB’nin konsensüs ve siyasi bütünlük içinde karar alma sürecinin büyük zorluklarla karşılaşacağı; genel olarak AB ülkelerinin ABD jeopolitik çıkarlarını koruma konusunda daha isteksiz bir konuma gelecekleri değerlendirilebilir.


ABD ÇIKARLARI İÇİN FEDA EDİLEN AB


Fransız-Alman iş birliğinin zayıfladığı, Fransa’da parlamento desteğini yitirme aşamasına gelmiş Macron ile Almanya’da 3 partili koalisyonun Şansölyesi Scholz’un liderlikleri çok kırılgandır. İtalya’nın aşırı sağcı yeni Başbakanının AB’ye bakışı belirsizlikler içindedir. Polonya, Yunanistan, Estonya, Finlandiya, İspanya’da yapılacak 2023 genel seçimlerinde şüphesiz Ukrayna Savaşı ana tema olacak ve Rusya yanlısı karşı partiler de taraftar toplayacaktır. Almanya başta olmak üzere ABD uğruna bedel ödeme için son bir yılda oluşan ortama AB halklarının dayanma ve direnme gücü demokratik ortamda idame edilemez. En nihayetinde fikir ve gösteri hürriyetini kullanacak halklar bu durumu protesto aşamasına mutlaka geleceklerdir. Zira sadece dikatatoryal devletler büyük güçler uğruna halklarının acı çekmesine ve kaos ortamının devamına izin verirler. Diğer bir deyişle Avrupa’da son 77 yıl sürekli barış yaşayan refah devletleri 24 Şubat 2022 sonrası sürekli kaos ortamına girmişlerdir. 2022 kışına nazaran doğal gaz depolarının boşalması sonucu çok daha zor geçecek 2023 kışı AB vatandaşlarının ABD çıkarları için kendi refahlarından ne kadar fedakârlık edeceklerini gösterecektir. Bu kaosun idame edilmesi mümkün değildir. Günün sonunda neden biz bu duruma düştük? sorusunu soracaklar ve gözler ABD’ye çevrilecektir. Diğer yandan Almanya savunma bütçesini 100 milyar avro seviyesinde destekleme kararı almış olsa da Alman askerinin çamurda savaşacağını ve NATO/AB hedefleri için kanını dökeceğini beklemenin olası olmadığını değerlendiriyorum. ABD’nin Rusya’dan tam olarak uzaklaştırdığı AB’yi Çin’den uzaklaştırmak için 2023 yılında hamlelerini artıracağını bu kapsamda Çin’in en büyük ticari ortağı olan Almanya’nın ticaret hacmini daraltarak Asya’dan uzaklaşması için baskı yapabileceğini değerlendiriyorum.


BALKANLARDA KARMAŞA


2023’te Balkanların Sırbistan Kosova sorunu nedeniyle karmaşık bir döneme gireceği; NATO’nun Kosova’daki KFOR gücünün bu karmaşayı sınırlamak üzere artırılacağı ve dikkatlerin Ukrayna savaşından bu bölgeye yönelebileceği, bu durumun Sırbistan’ın yakın müttefiki Rusya’ya avantaj sağlayacağı; Kosova Sırbistan sorununun Bosna Hersek’te yansımaları olacağı düşünülebilir. Diğer yandan Rusya’nın Sırbistan ile doğrudan hava, deniz ve kara ulaşımının kesintiye uğramış olması nedeni ile kriz silahlı çatışmaya dönüştüğü takdirde Sırp güçlerinin lojistik desteğinin Rusya tarafından sağlanmasının çok güç olacağını; diğer yandan Kosova’nın Arnavutluk ve Yunanistan’ın İyon Denizi Limanları üzerinden intikal ettirilecek ABD lojistiği ile takviye edileceğini değerlendiriyorum.


İSRAİL VE İRAN KRİZİ


İsrail’deki aşırı dinci ve milliyetçi iktidarın nükleer silah üretim aşamasına yaklaşan İran’a müdahale için ABD’ye baskı yapacağı ancak başı Ukrayna’da ve Pasifik’te fazlaca meşgul olan ABD’nin vassalı İsrail tarafından yeni askeri bir cephe açılmasına izin vermeyeceği; benzer şekilde Lübnan Hizbullah’ının güç kaybına uğraması için ülkede ekonomik kriz üzerinden yeni süreçleri başlatabileceği, Filistin konusunda tarihte örneği görülmemiş şekilde sert ve uzlaşmaz bir tutum içine girecekleri; İsrail’in sert güç politikasının artması durumunda bölgede yalnızlaşacağı; İbrahim Anlaşmaları sonucunda GCC-Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile olan ilişkilerin soğuyabileceği; Çin ile GCC arasında gelişen siyasi ve ekonomik ilişkilerin İran- Suudi Arabistan ilişkilerine de müspet yansıyabileceği; ABD’den uzaklaşan Suudların ABD tarafından hizaya çekilmesine yönelik ülkede iç karışıklıkların başlayabileceği değerlendirilebilir.


AZERBAYCAN VE KAFKASYA


ABD ve İngiltere, İran’ın Çin ve Rusya ile yakınlaşmasını önlemek ve aynı zamanda İran’daki rejimi değiştirmek üzere bu ülke içindeki kışkırtmalara devam edeceklerdir. Burada Azerbaycan’ın da Ermenistan- İran ilişkileri ile Güney Azerbaycan’ı üzerinden manipüle edilerek İran karşıtı cephede yer alması ve İsrail’in Azerbaycan’da daha etkili bir konuma gelmesi için gayret sarf etmeleri beklenmelidir. Ermenistan’ın Ukrayna’da askeri alanda performans sicili bozulan ve ekonomik yaptırımlara maruz kalan Rusya’yı zayıflamış olarak değerlendirip Karabağ’da Rusya’nın iradesi dışında hareket etmesi beklenmelidir.


SURİYE VE LİBYA KRİZLERİ


Suriye ve Libya’da devam eden krizlerin 2023’te devam edeceğini, ancak her iki ülkede Ukrayna -Rusya savaşının öne çıkması nedeniyle çatışma dinamizminin düşmesinin bekleneceğini; Suriye hükümetinin ülkenin toprak bütünlüğünü sağlama konusunda somut başarılar elde edeceğini; Libya’da Trablusgarp ve Bingazi arasında büyük bir hesaplaşma yaşanmayacağını değerlendirebiliriz. Libya’da böylesi bir saldırı Avrupa’ya yeni ve büyük göç dalgası yaratır ki, Avrupa’nın Ukrayna savaşı nedeniyle yeni bir dalgayı kabul edecek durumu yoktur. Bu nedenle ABD dışında hiçbir Avrupa gücü Libya’daki istikrarsızlığın gelişmesini istemez.


SAHEL VE GÖÇ SORUNU


Libya’da 2011’den sonra başlayan iç savaş sonucu tüm dengeleri alt üst olan Sahel Bölgesinde bilhassa Mali’de ve bu yıl iki darbe atlatan Burkina Faso’da devam eden karmaşa ve kontrolsüzlüğün El Kaide ve İŞİD gibi İslami Terör örgütlerine avantaj sağlayacağını ve bu örgütlerin insan gücünü artıracağını; bölgedeki karmaşanın devam ederken Akdeniz üzerinden Avrupa’ya göçün artacağını bu göç dalgalarının Fransa, İspanya ve İtalya arasında göç politikaları eşgüdümünde ciddi sorunlar yaratacağını değerlendiriyorum.


ÇİN VE PASİFİK DENGELERİ


Çin’in Pasifik’te Rusya ile askeri ilişkilerini daha ileri seviyeye taşıyacağını gerek ortak hava devriyeleri gerekse deniz tatbikatları, denizaltı harekatları ile ileri seviye çalışabilirliği geliştirmeyi hedefleyeceklerini bekleyebiliriz. Çin’in Asya, Ortadoğu, Güney/Orta Amerika ve Afrika’daki ekonomik etki alanlarının genişleyeceği, dolar hakimiyetindeki dünya ticaretinin format değiştireceği, ABD’nin böyle bir durumda Kuşak ve Yolun (BRI) geçtiği önemli kara ve deniz düğüm noktalarında ya da yakın bölgelerde karmaşa yaratmaya ve Çin ticaretini dolaylı tutum stratejisiyle engellemeye çalışacağı değerlendirilebilir. Ukrayna savaşı nedeni ile bu ülke ve Rusya üzerinden Avrupa’ya giden ticari trafiğin aksaması gibi yeni kriz alanları üzerinden akışın yavaşlatılması olasıdır. Kuzey Kore’nin bölgede Çin için bir nevi jeopolitik kuvvet çarpanı olduğu göz önüne alındığında, ABD’nin Pasifik’teki her hamlesinde Kuzey Kore’nin elindeki geniş füze envanterini kullanabileceğini ve bu kapsamda en büyük tehdidin Amerikan uydularına karşı geliştirebilecek bir saldırı olabileceğini düşünebiliriz. Çin’in 2023 yılında Tayvan’a askeri müdahalesinin düşük ihtimal olduğunu ancak ABD kongresindeki cumhuriyetçilerin Çin’ e karşı daha şahin politika izlemesi için Biden’a baskı yapmaları durumunda Çin’in geçen sene yaşanan Nancy Pelosi ziyaretinde sergilediği tepkiden daha üst perdede davranacağını değerlendiriyorum.


PASİFİK DENİZ GÜÇLERİ


İngiltere’nin ekonomisinin 2023 yılında daha da kötüye gidecek olması nedeni ile küresel askeri harekatlardaki varlığının kısıtlanacağını ancak ABD’nin Pasifik harekât alanındaki açığını kapatmak üzere Kraliyet Donanmasının önemli bir bölümünün AUKUS harekât komutası altında görevlendirileceğini düşünüyorum. Benzer şekilde Japon Donanma ve hava kuvvetlerinin 2023 yılında anayasaya aykırı şekilde Tomahawk füzeleri dahil saldırgan silahlar ve sistemler ile donatılacağı, ABD, Avustralya, İngiltere, Güney Kore ve Singapur donanmalarıyla iş birliğini ve birlikte çalışabilirliği en üst seviyeye çıkaracağı; Tayvan’ın da deniz ve hava kuvvetlerini Çin amfibi harekatını önleyecek şekilde gemiye karşı füze sistemleri (ASM) taşıyan hava, deniz ve kıyı unsurları ile yoğun şekilde silahlandıracağı; mayın harbine ağırlık vereceği; devam eden modern denizaltı projesini hızlandıracağı beklenebilir.


HİNDİSTAN VE DENGE POLİTİKASI


Hindistan’ın Rusya ile iyi olan ilişkilerini Ukrayna krizine rağmen denge politikası içinde devam ettireceğini; uzun yıllara dayanan askeri teknoloji iş birliğinin devam edeceğini; ABD ve İngiltere ile Çin’e yönelik politikalarında ise bir nevi Türkiye modeli yani aktif tarafsızlık uygulayacağını ancak bu dengenin Çin aleyhine bozulması için ABD ve İngiltere’nin kışkırtmalarının gerek sınır sorunları gerekse Pakistan Hindistan arasındaki aktif krizler üzerinden yapılabileceğini değerlendiriyorum.


DIŞARIYI ANLAMAK


Uzunca bir değerlendirme oldu. Ancak cumhuriyetimizin 100. Yılına girdiğimiz şu günlerde dışarıyı anlamadan içeriyi değerlendiremeyiz. Türkiye için 2023 hem büyük zorluklar hem de büyük fırsatların kapısıdır. Seçim yılı olması nedeniyle dış gelişmeler seçim sürecinde etkili olacaktır. Yunanistan ve GKRY bu durumu kendi çıkarları için kullanacaktır. Dilerim bölgemizde Türkiye dahil hiçbir devlet mevcut krizleri ulus devletler arasında silahlı çatışma aşamasına geçirmez. Bu çerçevede ABD ve AB’nin Türkiye’yi Yunanistan ve GKRY üzerinden kurgulayacağı senaryolar ile kendi jeopolitik çizgilerine getirme hedefine devam edeceğini; Türkiye’ye Mavi Vatan’dan vaz geçme; KKTC’de federal çözüme razı olma; güneyinde bağımsız kukla Kürt devletinin kurulmasına izin vermesi gibi alanlarda diplomatik, siyasi, askeri ve ekonomik baskılarını artıracağı bir döneme gireceğimizi değerlendiriyorum. Bu çerçevede hegemon batının gerilemesine rağmen seçim atmosferinde bazı siyasi partilere gelecekte verecekleri jeopolitik tavizler ölçüsünde iktidar desteği vereceklerini bekliyorum. (Dilerim ABD/AB ülkeleri ile doğrudan görüşen siyasi partiler egemenlik ve jeopolitik bağımsızlığın başka ülkelerle pazarlık edilmeyeceğinin bilincindedirler. Türkiye yurt dışı desteklerle kurulan iktidarlardan çok acı çekmiş bir devlettir.) Yunanistan’ın ABD stratejistlerinin yönlendirmesi ile Suda ve Dedeağaç üslerinde yeni genişleme projelerini başlatacağını; Pire limanının Çin firması tarafından kullanılmaya devamı konusunda ciddi engeller çıkarılacağını değerlendiriyorum. Yunanistan’ın Türkiye ile mevcut sorunlarının silahlı çatışma aşamasına gelmesinin ABD tarafından arzu edilmemekle beraber, geçmişte örnekleri yaşandığı üzere Atina’nın akıl dışı hamleleri olduğu takdirde Türkiye’nin kayıtsız kalmayacağını ve Ege/Akdeniz’de yaşanacak sıcak çatışmanın kısa sürede ABD kontrolü dışına çıkacağını düşünüyorum. Böylesi bir süreç Türkiye’yi tahmin edilemez boyutlarda batıdan ve NATO’dan uzaklaştıracaktır.


TÜRKİYE TAVSİYELERİ


Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde jeopolitik gerçekliğe dayalı yakınlaşmasının; Montrö Sözleşmesinin tarafsız ve hassas bir şekilde tüm taraflara eşit şekilde uygulanmasına devam etmesinin önemini vurgularken, Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya ve Hazar havzasındaki akraba devletler ile işbirliğimizin artarak devam etmesini; Türk dünyasının, dünyanın en seçkin coğrafyasında- neredeyse dünyanın merkezinde- yer alan, denize çıkışı olan yegane devleti Türkiye üzerinden, küresel tüm eksenlerde varlığını ve etkinliğini, Batı Dünyası, Çin ve Rusya ile dengeli ve karşılıklı çıkar ilişkilerini koruyarak geliştirmesini; kıtadan denize çıkma aşamasını başaran Türkiye’nin iktidar ve muhalefeti ile tek vücut Mavi Vatanı savunmasını ve devletin denizcileşmesini tavsiye ediyorum. Asya ve Okyanuslar yüzyılı olan 21. Yüzyılda, 100. Yaşındaki Türkiye’nin uzun yıllardır hak ettiği dirlik, güven ve refahı için 2023 ötesinde tek reçetenin Kemalist prensiplere geri dönerek demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olmaktan başka seçeneği kalmadığını; 21. Yüzyılda uygarlığın üst basamaklarındaki devletlerin seviyesine erişmek için akıl, bilim, üretim, gelir dağılım eşitliği ve adaletten uzaklaşmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatarak 2023 yılının Kars’taki çobandan Edirne’deki işçiye; Sinop’taki balıkçıdan Anamur’daki çiftçiye vatanımıza ve bayrağımıza bağlı tüm vatandaşlarımıza mutluluk ve esenlik getirmesini diliyorum. Ne mutlu Türküm Diyene.


***

(27 Aralık 2022 tarihinde değerli büyüğüm 1945 Deniz Harp Okulu mezunu E. Koramiral Sabahattin Ergin’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Merhum pederim Halit Gürdeniz’in ortaokul arkadaşı ve çok yakın aile dostu olan Amiralimiz, muharip ve karargâh subaylığındaki üstün vasıflarının yanı sıra edebiyat, müzik, tarih, felsefe, jeopolitik, strateji gibi konularda hepimize örnek olacak boyutlarda kendini yetiştirmiş, son derece üretken ve dinamik örnek bir şahsiyet idi. Bahriyeye Ege Denizindeki eğitim ve tatbikat sahalarının tesisinden; Aksaz Deniz Üssümüzün Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası doğan stratejik ihtiyacı karşılamak üzere seçimine; Deniz Harp Okulu müfredatının 3 yıldan 4 yıllık akademik lisans seviyesindeki sisteme geçirilmesine kadar değişen pek çok alanda katma değer sağlamıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Deniz Görev Grubu Komutanı olarak hizmet eden Amiralimiz Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Personel, Harekat ve Plan/Prensipler Başkanlığını yapmış çok az sayıda Amiralden birisidir. Amiralimizin bir diğer özelliği müzisyenliğidir. Kendi söylemine göre; “evrenin sihirli dili” olan müziğe adadığı yaşamı 1935’te 9 yaşında, İstanbul Belediye Konservatuvarı Piyano Bölümündeki eğitimiyle başladı. 10 yılı aşkın Batı ve Caz müziği deneyimlerinden sonra, 1946’da Hafız Kemal Batanay’ın tambur talebesi oldu. 1982 yılında Deniz Kuvvetlerinden emekliğini müteakip 1983 yılından itibaren İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarında sanatçı öğretim görevlisi olarak 20 yıl ders verdi. Türkiye’nin ve Bahriyenin yetiştirdiği kararlı ve vefalı Atatürk’ün Amirali merhum Sabahattin Ergin’in aziz hatırası önünde eğiliyor, ailesine, sevdiklerine sabır, aziz ruhuna rahmet diliyorum. Rotası cennet olsun.)

45 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page